14 Ağustos 2018 Salı 22:56
19° Açık Hava (ILIMAN ESİNTİ)
Erzurum'da Eski Ramazanların Tespit Edilmesi ve İlanıErzurum'da Ramazan

Erzurum'da Eski Ramazanların Tespit Edilmesi Ve İlanı

15 Mayıs 2018 09:51


Eskiden Ramazan öncesi hazırlıkların en önemlilerinden biri de Ramazan'ın tespit ve ilan edilmesi çalışmalarıdır


Ramazan ayının başlaması yeni ayın başlaması anlamına gelen hilalin görülmesiyle olur

Bilindiği gibi Peygamberimiz, bir hadis-i şeriflerinde “Hilali gö­rünce oruca başlaym, tekrar görünce de orucu sonlandırın” bu­yurmuşlardır.

Bu hadise istinaden, İstanbul'da kadı veya müftülerin baş­kanlığında birer heyet kurulur ve hilali görenlerin getireceği ha­ber sonrasında durum değerlendirmesi yapılarak Ramazan'ın ilan edilmesi sağlanırmış. Gelecek haberin sonucunun olumlu olabileceği dikkate alınarak da, verilecek ziyafet için hazırlıklar yapılırmış. Hilali görmekle görevlendirilenlerce yevm-i şek (hi­lalin görülmesiyle şaban ayının bitip ramazanın başlangıcının tespit edildiği ve emin olunamadığı için şüpheli olduğu söyle­nen gün) gecesi yüksek bir tepeden ayın durumu gözlenirmiş. Hilali görür görmez hemen fetva makamına gelip durumu haber verirlermiş. Fetva makamındakiler, bu haberi getirenlere harçlıklannı verdikten sonra, ramazanın başladığı halka ilan edilir ve o gece sahura kalkılırmış. Bu ilan da camilerin kandillerinin yakılması, top atılması ve davulculann davullarım çalmalarıyla olurmuş. Fetva makamında bulunan Şeyhu’l-İslam, Ramazan'ın başlayacağı müjdesini almadan önce başlattığı hazırlıklar çerçevesinde davetlilere hemen o akşam bir ziyafet verirmiş.

Öyle zannediyorum ki bu tespit, Cumhuriyet öncesin­de Erzurum’da da aynı şekilde yapılıyordu. Mülakat yaptığım büyüklerimden. 1927-1928 hatta 1918 doğumlu olanlar da bu konuyla ilgili sorularıma; “büyüklerimizden yüksek yerlerde hilalin gözetlendiğini duyardık ama bizim çocukluğumuzda ve gençliğimizde Ramazan'ın başlayacağını, o zamanın en güve­nilir takvimi olan Sönmez Neşriyat’ın takviminden öğrenirdik. Bizim zamanımızda o en eski usuller kalmamıştı diyerek cevap verdiler.

Şimdi bu ilan, rasathanelerin gözlemleriyle yapılmakta ve hassas aletlerle, Ramazan'm başlangıç tarihi önceden ve daha sağlıklı olarak tespit edilip takvimlerde gösterilmekte, imsa­kiyeler hazırlanarak ramazandan önce dağıtılmakta, radyo ve TV’lerden ilan edilmekte ve böylece eski zamanlardaki o rama­zanın ilk günü şüphesi ortadan kalkmış bulunmaktadır.


Hilal görüldüğünde akşam namazından sonra camilerde kandiller yakılır...

Eski zamanlarda ertesi günün oruç tutulacağının tespit edil­mesiyle birlikte ilk yapılan işlerden biri akşam namazından son­ra minarelerde kandillerin yakılmasıymış. O eski yıllarda elekt­rik olmadığı için minarelerin şerefelerinin dış yüzeyinin etrafına yerleştirilen kandiller yakılır ve böylece ertesi günün Rama­zan olduğu ilan edilirmiş. Kandilleri görenlerden kimileri daha Ramazan’m gelmesine birkaç gün daha olduğunu, acaba bu işte bir yanlışlık olup olmadığını sorgularken, kimileri de hemen te­ravihe gitme hazırlığına başlayıp hiçbir kuşku göstermezmiş. Ev hanımları da hemen sahur hazırlıklarım yapmak üzere mutfağın yolunu tutarlarmış.

Takvim usulüyle Ramazan’ın tespit edilmesine başlanma­sıyla birlikte artık orucun ne zaman tutulacağı ile ilgili bir kuşku kalmadığı için eskisi gibi hilalin görülmesi bir törene dönüşme­mektedir. Bir Ramazan'ın tamamlanmasıyla birlikte ertesi yılın orucunun hangi gün tutulacağı bilindiği için, orucun bir gün ön­cesinde akşam olur olmaz elektrik ampulleriyle donatılmış olan minarelerin şerefeleri aydınlatılmakta ve eskiden kalma alışkanlıkla yine kandillerin yakıldığı ifade edilmektedir. Eskiden kandil kâseleri veya tabaklarındaki yağ bitince veya rüzgâr sert olduğunda sönen kandiller, artık elektrikler şehir şebekesindeki bir anza nedeniyle kesilmedikçe sabah ezanına kadar yanmaya devam etmektedir. Bu da hem Ramazan ayına hem de şehirlere bir güzellik katmaktadır.


Astronominin ilerlemesi ve şüphelerin ortadan kalkması

Astronominin bu kadar ilerlemesine ve en az bir yıl önce­sinden ertesi Ramazandın tespit edilmesine rağmen, Erzurum’da bazı kanaat sahipleri, 1970’li yıllarda, Diyanet’in Ramazan'ı ba­zen bir gün önce, bazen de bir gün sonra başlattığını, iftarı da dört dakika önce açtırdığını, oysa bunun en iyi tespitinin çıplak gözle yapılabileceğini iddia etmişlerdir. Bu iddia sahipleri, ken­dilerinin hilali bu usulle görerek Ramazan’a başladıklanm söy­leyip yakınlarındaki insanlara da kendilerine uymaları yönünde telkinlerde bulunmuşlar, bu surede bahsi geçen yıllarda iki farklı günde Ramazan başlangıcı olmuştur. Biri Diyanet’in başlattığı resmi Ramazan başlangıcı, diğeri de bu iddia sahiplerine göre başlatılan gayrı resmi Ramazan başlangıcı. Böylece ortaya bir şüphe çıkmış, çoğunluk Diyanet’e itibar ederken az bir grup in­san da bu kanaat sahiplenilin görüşlerine uymaya başlamışlar­dır. Bu da ortada doğrusunun hangisi olduğuna ilişkin bir şüphe­nin dolaşmasına yol açmıştır.

O zamanki Erzurum Müftüsü Yaşar îşcan Hoca da bu iddia sahiplerinin iddialarının yanlış olduğunu ortaya koymak ve Er­zurumlular arasındaki kuşkuyu ortadan kaldırmak amacıyla bir heyet oluşturmuştur. Bu heyette, heyet başkanı olan Müftü’nün yanı sıra, müftülükte görevli olan birkaç kişi, iddia sahipleri ve Atatürk Üniversitesi’nden o zamanki adı Islami İlimler olan İla­hiyat Fakültesi'nden iki öğretim üyesi görev almıştır. Böylece heyet, eski zamanlardaki gibi, çıplak gözle de rü’yet-i hilal tes­piti yapmak üzere, Ramazan’ın başlamasından birkaç gün ön­cesinden itibaren akşam vakiderinde ve seher vakiderinde hem Ramazan’ın başlangıcının, hem iftar saatinin hem de imsak vak­tinin tespitini yaptırmak üzere Top Dağı ve Palandöken'in tabyalarının bulunduğu zirvelerinde hilali gözlemeye başlamıştır.


Diyanet'in hem Ramazan'ın gününü, hem iftar saatini, hem de imsak vaktini tam doğru olarak tespit etmesi

Bu heyette Müftülük adına bulunan Taş Cami'nin emekli imamı doksan üç veya doksan dört yaşındaki (nüfus cüzdanında 1341 yazılı olmasına rağmen, asıl 1337 veya 1338 yani 1918- 1919 doğumlu) Ali Küçük Hoca, onunla yaptığım mülakatta 1970’li yıllarda bu heyetle Top Dağı'na ve Palandöken'e Rama­zan öncesinde birkaç gün boyunca gidip incelemelerde bulun­duklarım ve yaptıkları incelemelerde iddia sahiplerinin iddiala­rının geçersiz olduğunu, Diyanet'in hem Ramazan'ın gününü, hem iftar saatini, hem de imsak vaktini tam doğru olarak tespit etmiş olduğunu gördüklerini, bunu beş altı yıl boyunca devam ettirip konuyla ilgili şüpheleri tamamen ortadan kaldırdıklarım anlattı. Bu heyette bulunan iddia sahipleri de iddialannın yanlış olduğunu görüp somaki zamanlarda bu işten vaz geçmişler.

Şimdilerde artık herkes, Diyanet İşleri Başkanlığının Ra­mazan vaktini, iftar, sahur ve namaz vakitlerini kusursuz bir şekilde ve bilimsel veriler doğrultusunda yaptığına tam kanaat getirmiş vaziyette oruca hiç kuşku duymadan başlamaktadır.

Kaynak: Erzurum, 2013 H. Ömer Özden, Erzurum'da Ramazan

Sağlıklı Bir Ramazan Geçirmek İçin 11 Öneri
Erzurum'da Ramazan Ayıda En Çok Tüketilen 10 Çeşit Gıda

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.