20 Mayıs 2019 Pazartesi 16:18
12.87° Parçalı Bulutlu (SERİN ESİNTİ)
Semaverlerin İftar'dan Önce Yanmaya Başladığı Erzurum'da Çay İçmek!Erzurum'da Ramazan

Semaverlerin Iftar'dan Önce Yanmaya Başladığı Erzurum'da Çay Içmek!

13 Mayıs 2019 20:26

Ramazan denildiğinde Erzurum, Erzurum denildiğinde çay akla gelir

Erzurum'da çayın çok ve açık içilmesinin de tarihi bir geç­mişi, bir hikâyesi vardır

Erzurumlular, kıtlama çayla, çayı çok ve açık içmeleriyle bilinir ve tanınırlar. Aslında çok koyu çay içmek, sağlık açısından da sakıncalıdır. Erzurumlu olarak bizler, bunu bilerek mi yoksa bil­meden mi uygularız tahmin etmek zordur ama her şeyin olduğu gibi Erzurum'da çayın çok ve açık içilmesinin de tanhi bir geç­mişi, bir hikâyesi vardır.

Erzurumluların açık ve kıt­lama çay alışkanlığı 

Erzurum'da çay içmek

Bu hikâyeyi, Erzurum kültürüne önemli katkılar sunan, de­ğerli dostum Dr. Ali Kurt'tan dinlediğim şekilde aktaracağım. Ali Ağabeyi, bu anlatacağım olayı Erzurumlu yaşlı bir meslekta­şından öğrenerek ilk defa ortaya çıkaran kişidir. 19. yüzyıl son­ları veya 20. yüzyıl başlarında Türkiye'nin birçok yerinde oldu­ğu gibi, Erzurum’da da şiddetli bir kolera salgını yaşanmıştır. Savaş yılları olduğu için yeterince ilacın ve doktorun bulunma­dığı bu yıllarda koleradan ölenlerin sayısı her geçen gün artarak devam etmiştir. O sırada Erzurum’da görev yapan şehrin valisi de halka devamlı suyu kaynatarak içmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyormuş ama dinleyen olmuyormuş. Uyarılar fayda vermeyince Vali Paşa’nın aklına bir önlem gelmiş. Bunu da derhal uygulatmış.

Vali Paşa, büyük semaverler yaptırarak her mahalleye birer tane göndermiş. Her bir semaverin başına da bir veya iki kişiyi görevli olarak tayin etmiş. Maksat temiz ve kaynamış su içirmek olduğu için semaverlerdeki görevliler, mahalleliye parasız olarak çay dağıtmaya başlamışlar. Tabii o zamanlar Erzurum’un şekeri Rusya'dan ithal ediliyormuş ve iri kalıplar halinde geliyormuş. Görevlilerden biri gelenlerin, ev­lerinden getirdikleri istikanlara (büyük bardak) azıcık demden çoğunu da kaynamış sudan doldurarak herkese açık çay veriyor, diğer görevli de keserle büyük şeker kalıbından bir parça kopa­rarak dağıtıyormuş. Gün boyu bu küçük parça şekeri kullana­cağını bilen Erzurumlular'da şekerden küçük küçük kıtlayarak (ısırarak) çaylarını içiyor ve şekeri idareli kullanıyorlarmış. Bir süre sonra Erzurum’daki kolera salgını önlenmiş ve ölümlerin önüne geçilmiş. Ama bu olaydan geriye de Erzurumluların kıt­lama çay alışkanlığı kalmış.

İhsan Ataman'ın ifade ettiği başka bir rivayete göre ise; Salgın sebebiyle suyun kaynatılarak içilmesi kararlaştırılır. Ancak halk yeterli ilgiyi göstermeyince her mahalleye bir kazan kurulur ve vatandaşa buradan kaynamış su verilir. Soğuk su içmeye alışmış halk bir müddet sonra bu sıcak su içmekte bıkkınlık gösterir. İşte tam o sırada ülkeye çay yeni yeni girmektedir, pek bilinmez yani. Farklılık olsun diye bu kazanlara bir miktar çay otu atılır. Bu yeni ürün tekrar halkın ilgisini kazanlardan su (çay) almaya iter. Semaver çok sonra gelmiştir. Halk zaman içinde çayı benimser ama yanına bir şeyler katarak içmektedir: Kuru üzüm, pestil, dut. Derken şeker devreye girer. Ama şeker azdır ve kıymetlidir. O sebeple ancak ucundan ucundan ısırılarak çaya katık edilir. Böylece 'kıtlama' usulu çay Erzurumlunun hayatına yerleşir.

Bir oturuşta on-on beş bardak ve gün boyu ise otuz bardak çay

Erzurum'da çay içmek

İşte Erzurum’un ‘açık çay’ ve buna bağlı olarak 'kıtlama çay' geleneğinin kısaca öyküsü böyle. O gün bu gün çay, Erzurum'da açık ve kıtlama olarak içilmektedir. Çayı çok koyu içenler, bir bardak, bilemedin en fazla iki bardak içebiliyorlar. Çünkü koyu çaydaki kimyasallar, çok yoğun oluyor ve insanın adeta nefesim kesiyor. Biz Erzurumlular çayı açık içiyoruz ve açık çay, aşın sert olmadığı için çok miktarda içebiliyoruz. Hele bu çay bir de semaver çayı ise o zaman artık bir oturuşta on-on beş bardak,gün boyu ise otuz bardak civarında belki de daha fazla çay içe­biliyoruz.

Erzurum soğuk olduğu için kış aylarında soğuk içecekler içemiyor, mecburen tek alternatif olarak çaya müracaat ediyo­ruz; yazları ise harareti en iyi kesen yine sıcak çay olduğu için vaz geçemiyoruz. Erzurum, nemli bir memleket olmadığından, bir taraftan çay içip bir taraftan ter dökmüyor, böylece yaz ayla­rında da bolca çay tüketebiliyoruz.

Erzurumlular, çayı suya tercih edip sudan çok çay içerler...

Erzurum'da çay içmek

Ramazan da vücudun en çok ihtiyaç duyduğu besinler ara­sında sıvı gıdalar gelmektedir. Erzurumlular, çayı suya tercih edip sudan çok çay içtikleri için, Ramazan’da bizler en çok çaya ihtiyaç duyar ve bir an önce iftar olmasını bekleriz ki çayımı­zı içelim. Çünkü çay Erzurumlunun adeta ilacıdır. Başı ağrıyan, yorgun olan, canı sıkılan, sevinçli, kederli veya sinirli olan he­men çaya müracaat eder. Birkaç bardak çay içer içmez sıkıntılarımızdan kurtulur yahut daha çok neşeleniriz. Çay, efkâr dağı­tır, sinirleri yatıştırır, hazmı kolaylaştırır, baş ağrısının bir numa­ralı ilacıdır. İşte bu yüzden Erzurum Ramazanlarında iftar açılır açılmaz hemen çaylar gelir. Bazı tiryakiler, daha çorbayı içer içmez çayım yudumlarken, kimisi hemen iftarın peşine, kimisi sofradan kalktıktan biraz sonra çayını içer, bazısı da çay keyfini teravih sonrasına bırakır ama çaysız bir Ramazan düşünülemez.

Erzurum'da çaysız bir Ramazan düşünülemez

Erzurum'da çay içmek

İftar sonrası içilen çay, tiryakilerin başındaki dumanı almak içindir; ama asıl çay keyfi, teravihten sonraya bırakılır. Teravih sonrasında içilen çay, tam bir çay ziyafeti haline gelir.

Özellikle yaz Ramazanlarında evleri bahçeli olanlar, bah­çelerinde semaverlerini yakarlar ve teravih biter bitmez, konu komşu hep birlikte toplanıp bahçede bir taraftan çay içerken bir taraftan da hoşça sohbetler ederler. Esnaf olanlar, teravihten sonra dükkânlarının önünde semaverlerini yakar, dükkân kom­şularıyla bir araya gelip çaylarını yudumlarlar. O sırada gelen müşterilere de ikram ederler. Çoğu kişi de bu keyfi, çay ocakla­rında ve kahvehanelerde yaşarlar. Yaz aylarında akşam saatleri sıcak olduğu için çay bahçeleri daha çok tercih edilir hale geldi. Bazı çay bahçelerinde canlı müzik programları da yapıldığı için ailece buralara gidilip teravih sonrası çaylar, bu bahçelerde içili­yor. Bu çay bahçelerinde çok miktarda semaver olduğu için her masaya rahatlıkla bir semaver götürülebiliyor. Çay ocakları ise dışarıya çıkardıkları tabure ve sandalyelerle müşterilerini açık mekânlarda ağırlıyorlar ve şimdilerde artık o büyük semaverler de yeniden ortalığa çıktığı için neredeyse sahura kadar ne çay bitiyor ne de çay keyfi. 

Erzurum'da çay içmek

Erzurum'da iftardan sonra kahveye ilk oturuşta iki bardak çay birden gelir

İhsan Ataman'ın deyimiyle iftar sonrası kahveye gelenlere garson hiç sormadan iki bardak çay birden getirirdi. Dadaşımın birinci çayı içip ikinciyi istemeye vakti de mecalide yoktur zira.

Kış Ramazanlarında çay keyfi

Kış Ramazanlarında ise çaylar, kapalı mekânlarda içilmek zorunda. Ama kış Ramazanlarının da bir güzelliği var ki teravih sonrası çay keyfinin, misafirliklerde çıkarılmasıdır. Kışları gerçekleştirilen bu gezmelerde, evde oynanabilecek çeşitli oyunlar oynanır, bazen de tel helvası çekilir, böylece sahura kadar hoşça vakit geçirilmiş olur.

Sahurda da çaya devam edilir. Eskiden sahur topu atılana, artık top atılmadığı için sabah ezam okunana kadar çay içmeye devam edenlere rastlamanız mümkündür.

Kendisine duyulan saygı, sevgi ve hürmetten dolayı çay Erzurum’u, Erzurumlu da çayı sever, sevmeye de devam ede­cektir...

Kaynak: Erzurum, 2013 H. Ömer Özden, Erzurum'da Ramazan

Ispanağı ve Tereyağı ile Ramazana Özel Erzurum İcadı Kıyma
Eski Zamanda Alenen Oruç Yiyene Ne Ceza Verilirdi?

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

  • İhsan Ataman
    İhsan Ataman

    Çayın Erzuruma geliş sürecini anlatmışsınız. Çok güzel. Müsaadeniz olursa küçük bir katkı sunmak isterim. Salgın sebebiyle suyun kaynatılarak içilmesine kadar tamam. Halk yeterli ilgiyi göstermeyince her mahalleye bir kazan kurulur ve vatandaşa buradan kaynamış su verilir. Soğuk su içmeye alışmış halk bir müddet sonra bu sıcak su içmekte bıkkınlık gösterir. İşte tam o sırada ülkeye çay yeni yeni girmektedir, pek bilinmez yani. Farklılık olsun diye bu kazanlara bir miktar çay otu atılır. Bu yeni ürün tekrar halkın ilgisini kazanlardan su (çay) almaya iter. Semaver çok sonra gelmiştir. Halk zaman içinde çayı benimser ama yanına bir şeyler katarak içmektedir: Kuru üzüm, pestil, dut. Derken şeker devreye girer. Ama şeker azdır ve kıymetlidir. O sebeple ancak ucundan ucundan ısırılarak çaya katık edilir. Böylece 'kıtlama' usulu çay Erzurumlunun hayatına yerleşir.

    5 Haziran 2017 13:46
  • İhsan Ataman
    İhsan Ataman

    Teşekkür ediyorum. İnşallah katkılarla portalınız ciddi bir 'Yaşayan Erzurum Kütüphanesi'ne dönüşür. Ramazan ve çay hususunda da bir cümlelik bir katkı sunmak isterim. İftar sonrası kahveye gelenlere garson hiç sormadan iki bardak çay birden getirirdi. Dadaşımın birinci çayı içip ikinciyi istemeye vakti de mecalide yoktur zira. Selam ve dua ile.

    9 Haziran 2017 15:46

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.