Başak Camii İmam Hatibi Abdulbaki Sünnetçi Hoca

Abdulbaki Sünnetçi Kimdir? Erzurum'daki medrese usulüyle eğitim gören hocalar zincirinin örnek bir şahsiyetiydi.

Başak Camii İmam Hatibi Abdulbaki Sünnetçi Hoca


Abdulbaki Hoca, küçük yaşta hafızlığını tamamlamış ve Erzurum medreselerinde, şimdi hepsi de rahmete gitmiş, şöhretli hocalardan yıllarca ders okumuştu.


Abdulbaki Sünnetçi Kimdir?

Erzurum'daki medrese usulüyle eğitim gören hocalar zincirinin örnek bir şahsiyetiydi. Genç yaşlarda Risale-i Nurlarla tanışmış ve Kırkıncı Hoca'nın yol arkadaşı olmuştu. Onun vefatından sonra Karanlık Kümbetin lâmbalarını o açık tutmuş ve her gün Karanlık Kümbette arkadaşlarıyla ders yapmaya devam etmişlerdi.


İleri Düzeydeki Arapçası ve Osmanlıcasıyla Başak Camii İmam-hatibi Baki Hoca

Bakı Hoca, evet, klasik bir molla olduğu kadar bir Risaleyi Nur talebesiydi. Lakin o, aynı zamanda dinî ilmelerin hemen bütün kitaplarına aşina idi. Her şeyden önce o, bir müfessirdi. Başak Camii imam-hatibi görevinden emekli olmuş ve Topçuoğlu Mahallesi'nde satın aldığı eve yerleşmişti. Evinin salonundaki nadide kitapları bu dünyada kıymet verdiği en değerli maddi varlığıydı. (Kıt kanaat imkânlarıyla, o kitapları hangi fedakârlıklarla edindiğinin öykülerini anlatırken girdiği o esrarlı ruh hâli ve kitaplarına bakarak huzur bulduğu o melek siması, canlı bir tablo gibi, daima gözümün önündedir.) İleri düzeydeki Arapçası ve Osmanlıcasıyla kütüphanesindeki bütün eserle vakıftı. Ziyaretlerimde, açılan bir mevzuyla ilgili, dinî kaynakları, aşina hareketlerle hemen raftan indirir, bir iki dakikada Arapça ibareleri bulur, okur ve izah ederdi.

Hısım akrabasına onun kadar bağlı ve vefalı bir insan daha tanımadım. Diğerkâm, gözütok, sabırlı, güleç yüzlü, misafirperver... Velhasıl yüksek karatta bir şahsiyetti Abdulbaki Hoca.

Ağır bir kalp ameliyatı geçirdi; ameliyata girerken ve çıkarken masasında yine kitapları vardı Baki Hoca'nın. Ameliyatı yapan doktorlar, 'Hocam bugün nasılsın?' diye sorduklarında o, iyi olduğunu söyledikten sonra, kitaplarını işaret ederek, asıl derdini dile getiriyordu:

'Okuyamıyorum!..'


Âlimin ölümü âlemin ölümü gibiymiş!..

İnsan, çevresindeki ışık kaynağı şahsiyetler azaldıkça, neden etrafının daha da karanlıklaştığını bu yitimlerle daha iyi anlıyor. Allahü Teâlâ, Ruh dünyamızı aydınlık simalardan mahrum bırakmasın; ahrete intikal eden geçmişlerimize ve Abdulbaki Sünnetçi Hoca Efendi'ye rahmetiyle muamele buyursun. Âmin...

Kaynak: Talat Uzunyaylalı

Taglar: ,

Yorum Yazın