Gülümsemek Ne Güzel Bir Hâl... Sahaf Rahmi Kaya ile Röportaj

Erzurum'da güler yüzlü bir esnaf sahaf Rahmi Kaya ile Röportaj

Gülümsemek Ne Güzel Bir Hâl... Sahaf Rahmi Kaya ile Röportaj


Sahaf Rahmi Kaya ile Röportaj


Abdulkadir Öğdüm sordu...

Gülümsemek ne güzel bir hâl-eylemdir... Ailenizin, akrabanızın, arkadaşlarınızın veya müşterisi olduğunuz dükkânları işleten insanların yüzünde izlediğiniz gülümsemeler... Evet, ne hakiki bir paylaşımdır gülümsemek!

Onun bu güzel halini geçtiğimiz 2016 senesinin Nisan ayında düzenlenen Erzurum Kitap Fuarı'nda fark ettim. Daha öncesinde asık bir yüzle kendisini gördüğümü hatırlamıyorum; fakat evet, ne derece bir içtenlikle mesleğini ifa ettiğini ve ne seviye bir "güler yüzlü esnaf" olduğunu bu fuarda hissettim. Benim için fuarın bir numarasıydı.

Sahaf Rahmi Kaya ile Röportaj

Abdulkadir Öğdüm: Merhaba Rahmi Abi. Evvela röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. "Bir gülümseyen yüz" ile, hatta "hep gülümseyen bir yüz" ile Bismillah diyor olmanın huzuru içindeyim. Şu binlerce kitabın ortasında, kendi yakıştırmasıyla "iğne ile kuyu kazan" ve kazarken de tebessümü yüzünden eksik etmeyen Rahmi Abi'mizi ana hatlarıyla kendisinden dinleyelim istiyorum. Buyurun.

Rahmi Kaya: Bismillah... Sorularınızı başından sonuna kadar samimi olduğunuzu düşünerek cevaplamak istiyorum. Ama kısa ve net, ayrıntıya girmeden daha da anlaşılacağını düşünüyorum. Bundan tam kırk üç sene evvel doğduğumu söylüyor babam. Ağrı Taşlıçay Kumluca köyü... Çünkü babam Kıbrıs Harbi'ne katılmış, geri dönmüşler ve tam o sıralarda doğduğumu söylüyorlar. Medrese eğitimimi köyümde, pozitif eğitimimi İstanbul ve Erzurum'da "tamamladım" demeyeceğim, çünkü hala devam ediyorum. Okumanın, bilgi elde etmenin yaşının olmadığını düşünüyorum. Evet, on binlerce kitabın içinde yaşıyorum. Ben de hala çok az şey hakkında bilgi edinmişim, "İğneyi denize at, ne eksilir?" misali... Okumaya, araştırmaya devam diyorum.

Abdulkadir Öğdüm: Çocukluk veya ilk gençlik yıllarınızda kitapçı veya sahaf olmayı hayal etmiş miydiniz? Ya da ne olmak isterdi çocuk Rahmi? Ne kadar olabildi? Ya da olmadıysa henüz, tahmininizce ne zaman olabilir?

Rahmi Kaya: Çocukluk hayalleri bambaşkadır. Herkeste olduğu gibi bende de farklı şeyler hâsıl oluyordu. Ancak medresede okurken kitap kıtlığı çok çekmişimdir. Daima kitaplarımın çok olmasını istemişim. İyi bir hitabetimin olmasını isterdim. Çok okuyorum ancak "güzel bir hitabetim yok" diyebilirim. Bir eksikliktir, bilemem. Kitapçı veya sahaf olma gibi bir meslek edineceğimi ben de düşünmemişim. Hatta yakınlarım çok yadırgıyorlar beni. Ancak her zaman kitapla iç içe bir hayatımın olmasını ve evimin tamamının kitaplarla dolu olmasını istemişim. Kitap dünyası ile büyük hayaller kurardım ama hazırda yaptığım sahaflık mesleği hiç aklımdan geçmemiştir çocukken. Nasıl düşünememişim, bilemiyorum. İstanbul'da lisede okurken devamlı kitapçılarla iç içeydim. Bu durum Erzurum'da bir sahaf dükkânı açmamıza vesile olmuştur belki de. Tam yirmi sene oldu Erzurum'daki serüvenimize başlayalı...

Sahaf Rahmi Kaya ile Röportaj

Abdulkadir Öğdüm: Müşterisine kavuşuyor olmasından mutluluk duyuyor olduğunuz kitapları sorsam? Yani bir kitapçı olmasaydınız da "Keşke insanlar en çok şu kitabı okusa..." dediğiniz kitaplar var mı? Ve bunun tam tersi düşüncede olduğunuz kitaplar...

Rahmi Kaya: Ben kitap satın alanlara müşteri gözüyle hiç bakmamışımdır. Herkesi kendime dost bilmişim. Kitaba para vermenin herkesin harcı olmadığını düşünüyorum. Kitaba para vermek büyük fedakârlık ister. Hiçbir kitabın boşa yazıldığına da inanmıyorum. Çünkü her kitabın bir konuyu aydınlatmak için yazıldığını düşünüyorum. İyi ki herkes aynı kitabı okumuyor. Güzellik burada işte... Bilirsiniz, ben öğretmenim. Ancak sahaf evi dışında başka bir şey düşünemem. Sabah sahaf evine mabede girer gibi girerim. Çok önemserim. Ve ben de zaman zaman kitapçılara kitap satın almak için giderim. Bu çok keyifli... Türkiye'nin neresine gitsem, yine uğrayacağım ilk mekânlardandır sahaf evleri. Neredeyse her alanda kitap yazılmıştır. Ben şunu fark ettim: On binlerce kitabın içinde kendine okuyacak bir kitap bulamayanlara çok hayıflanırım. Devamlı aynı şeyleri soranlara da huylanıyorum. Sanki her şeyi halletmiş de bir tek o konu kalmıştır... Yine de konu kitap olunca saygı duyarım.

Abdulkadir Öğdüm: Abi yazdınız mı hiç? Ve ayrıca şiir denince, roman denince, hikâye, deneme, mektup vs. denince aklınıza ilk gelen isimleri merak etmiyor da değilim.

Rahmi Kaya: Bir ara yazmayı da denedim. İnsan kendisini bitiriyor diye düşünüyorum yazınca. Okur olarak kalmak daha keyifli bence. İki yıl hiç ara vermeden yıllık tuttum. Çok zor... Sonradan vazgeçtim. Halk şiirine ilgim var. Gençlik yıllarımda epeyce yazdım. Sanatçılara gönderiyor, beste yapılabilir olduğunu düşünüyordum. Sonra onu da bıraktım. Denemeleri de çok severim. Ama okumayı... Ben denemeyi Cemil Meriç'le sevdim. Sonuçta her okurun sevdiği bir düşünür vardır. Buna da saygı duymak lazım.

Sahaf Rahmi Kaya ile Röportaj

Abdulkadir Öğdüm: Biraz mesleğinize dönelim isterseniz. Sahaflığın keyif veren ve meşakkatli yönlerinden bahseder misiniz? Ya da hem meşakkatli hem keyifli diyelim... Bir de, kitap müşterilerinin kitapçı ve sahaflara dair bilmedikleri olmalı, diye düşünüyorum. Doğru mu düşünüyorum?

Rahmi Kaya: Hiç kimse her şey hakkında bilgi sahibi olduğunu iddia edemez. Ben keyifle yapıyorum. Mesleğimi çok içselleştirdim. "Kitapla oturuyorum, kitapla kalkıyorum." desem yeridir. Yaklaşık yirmi sene oldu, Erzurum'da kitap satıyorum. Burada kitap okuru çok kıttır. Erzurum dışından gelenler kendilerini ulemadan görürler. Şu anlaşılıyor: Tarihi bir kent olan Erzurum sürekli âlim yetiştirmiştir. Gerek medreseleriyle gerek kültür adamlarıyla Erzurum dışarıdan başka görünür. Bu vesile ile gelenlerin kendilerini büyük görmelerini yadırgamıyorum. Her zaman herkesin bilinmezleri vardır. Meslek sırrı diyorlar. Onu da ben çözemedim; nasıl bir sır, bilemiyorum. Bu iş dışarıdan çok tatlı görünür ama zor... Her insanla konuşmak zorundasınız, okumasanız da okumak zorundasınız. Sahafları kimse anlamak istemiyor. Biz de rahatsız oluyoruz. Zaten anlaşılmak için de bu meslek icra edilemez. Hiçbir şeyden kaygı duymayacaksınız. Tek kaygınız kitap olacaktır.

Abdulkadir Öğdüm: İnternetten ticaret konusu... Bizi ilgilendiren tarafıyla, kitap satışı yapılan siteler... Elimizi uzattığımızda kitaplara dokunuyor olmanın hazzını dilediğimiz kadar yaşayabildiğimiz reel dükkânlar ile sanal dükkânların kitapçı-sahaf ve müşteri açısından artı ve eksilerinden bahseder misiniz?

Rahmi Kaya: Sonuçta bir ticaret hâsıl oluyor, buna da saygı duymak lazım. İnternet kitapçılığı işimizi biraz baltaladı. Çünkü şu an kitap almak isteyen herkes çok rahatlıkla kitaba ulaşıyor. Bu bir kolaylıktır. Biz de devamlı olarak bu kolaylıktan faydalanıyoruz. Yalnız kitap okurunu tembelliğe alıştırdı bu. Her şey hazır elinin altındadır, araştırmaya zaman harcamıyor. Elbette kitapla duygusal bağ kurmuş olan herkes sahaf evlerine mutlaka uğrar. O kâğıdın kokusunu, tozunu yutmak ister. İnsanlar internetin her şeyi vereceğini düşünüyorlar. Hâlbuki dikkatli seçmek lazım... İnternette yalan yanlış bir sürü bilgi vardır.

Sahaf Rahmi Kaya ile Röportaj

Abdulkadir Öğdüm: Biraz daha ötesine gidelim: "E-kitap okuyucu" adı verilen cihazlar çıktı son yıllarda. Neler söylersiniz?

Rahmi Kaya: Sanki kayboldu gibi geliyor bana. İlk çıktığında çok popülerdi, sonra nedense tutmadı mı sanki bizde? Yalnız, kitapla hiçbir şey rekabete giremez. Çünkü sürekli kendini yeniliyor. Teknolojiye yenik düşmez kitap. Çünkü teknolojiyi yaratan kitaptır. Kağıt, kalem ve mürekkep...

Abdulkadir Öğdüm: Kitaba ve kitapçılığa dair yöneltilecek daha birçok soru ve tartışılacak birçok meselenin varlığını hissediyor olsam da ötesine gidemiyor, sormayı ve tartışmayı en azından şimdilik akledemiyorum ve ben bu kadar soru ile iktifa ediyorum. Sizin eklemek istedikleriniz varsa, iki elim iki dizimin arasında, memnuniyetle dinlerim Rahmi Abi.

Rahmi Kaya: Anlatabileceğim çok şey var ama şimdi aklıma gelmiyor. Ve bilerek kısa cevaplar vermek istedim, okuyanlar sıkılmasın diye. Sürç-i lisan ettiysem affola...

Abdulkadir Öğdüm: Tekrar teşekkür ediyorum abi.

Kaynak:www.deruniyet.net

Yorum Yazın