Umudum Baba

Çok eski zamanlarda Erzurum ve çevresinde öyle kar yağarmış ki evlerin yalnızca soba bacaları gözükürmüş.

Umudum Baba


Çok eski zamanlarda Erzurum ve çevresinde öyle kar yağarmış ki evlerin yalnızca soba bacaları gözükürmüş.


Yine öyle bir kış yapmış ki tam yedi yıl kar kalkmamış. Adam boyu kadar kar yağmış.

Tabiî ki uzun süren kışa halk dayanamamış imkânları olan göçüp gitmiş. İmkânı olmayan zaten soğuktan kırılmış. Devleti Aliye'ye haber ulaşmış Padişah paşalarından birini bu iş için vazifelendirmiş, git gör ve durumu öğren diye.

Paşa yanındakileri ile beraber yola çıkar ve Erzurum' a gelir ama ne gelsin her taraf bembeyaz umudum köyüne doğru bir siyah ince duman yükseliyor şaşırmışlar. Acaba nedir bu diye her taraf kar kim var orada diye varmışlar evin yalnız kapısı ve bacası birde sobanın dumanı.

Varırlar yaşlı pir bir ihtiyar onları karşılar; Ağalar nereden gelir nereye gidersiniz buyurun Allah misafirleri fakir haneme diye buyur eder. Paşa mağrurlu şüphecidir. Bu kış kıyamette bu adam ne yapar burada ben bu adamı deneyeyim diye içinden plan yapar.

Umudum Baba misafirlerine Ağalar Paşalar karnınız açtır size Allah ne vermişse getireyim de yiyin der. Paşa hemen söze girer, evet amca getir getir zaten bu kışta kıyamette bize taze bostan(salatalık) domates ve taze meyve getirecek halin yok ya der.


Eee Umudum Baba Evliyaullah Ermiş bir zat.

Elinde bir sini içinde salatalık domates ve çeşitli meyvelerle içeri girer ve siniyi ortaya koyarak, buyurun ağalar der sizin için taa Bağdat'tan getirdim der.

Paşa ayağa fırlayarak Umudum Babanın eline yapışır ve Hazret ben ettim sen etme ben bir cahillik ettim diyerek özür diler. İşte Umudum Baba böyle muhterem bir zattır. Allah başımızdan Umudum Babaları eksik etmesin.

Yorum Yazın