11 Aralık 2018 Salı 05:00
4° Parçalı Bulutlu (YUMUŞAK HAVA)
Batılı Anlamda İlk Türk Mizahçısı Erzurumlu Pertev Paşa!Erzurum'un Yüzleri

Batılı Anlamda İlk Türk Mizahçısı Erzurumlu Pertev Paşa!

8 Nisan 2018 13:50


Bir aydın olarak Türk fikir ve sanat hayatının önemli şahsiyetlerinden Pertev Paşa (1824 - 1872)


Eserlerin çoğunun sahasında ilk veya ilklerden olduğu düşünülürse onun bir aydın olarak Türk fikir ve sanat hayatına yapmış olduğu hizmet daha da iyi anlaşılır

Türk nesrinde tiyatro dilinin temellerini atmış, Batılı anlamda ilk Türk mizahçısı olarak görülmüş, mizahi eserleriyle birlikte sofistik üslubu da kullanmış, dili “fikrin ve hissin tabii bir ifadesi hâline getiren” verimler ortaya koymuştur. Nazımda ilk tercümeleri yapanlar arasında sayılmış, bu tercümeleri yaparken yeni şekiller ortaya koymuş, Batı edebiyatından divan tarzına değil, millî edebiyata da atlayarak aynı anda daha kapsamlı bir yenilik ortaya koymuş, şiirlerinde kullandığı sade dil ve nazım şekilleriyle millîleşme (mahallîleşme) ve sade dil konusunda da edebiyatımızda öncü olan şahıslar arasında yer almıştır.


Beş Paşalar

Tanzimat Devri Türk edebiyatının meydana gelmesinde, edebî ve fikrî yeniliğimizin oluşmasında payları bulunanları sayanlar Akif Paşa, Sadullah Paşa, Münif Paşa, Yusuf Kâmil Paşa isimlerinin yanında Edhem Pertev Paşa adını da zikretmek durumundadırlar. Bu isimler, Türk edebiyatı araştırmacıları tarafından "Beş Paşalar" olarak da adlandırılmaktadırlar.


Erzurum'da Doğan İbrahim Edhem Pertev Paşa

Erzurum’da doğan, genç yaşında seyahate başlayan, Arapça ve Farsça öğrenip eski tarz eğitim alan ve ilk defa klasik vadide; Fransızca ve Almanca öğrenmesi, Almanya'da bulunmasını müteakiben yeni tarzda ilk eserleri verenler arasında yer alan Edhem Pertev Paşa, edebî yeniliğimizin başlangıç safhasında yer alan önemli bir şahsiyettir. Ancak O, önemine göre edebiyat tarihlerinde layık olduğu yeri alamamıştır.

Edhem Pertev Paşa’yı sürekli devletin muhtelif kademelerinde memur olarak bulunması, bakmakla yükümlü olduğu geniş bir aileye sahip oluşu, kültür ve sanatın merkezi olan İstanbul’da sürekli bulunamaması gibi onun sanat ve edebiyatı birinci derecede hedef almasını engelleyecek manialara rağmen; bir fikir ve sanat adamı için çok genç telakki edilebilecek kırk dokuz yaşındaki vefatına kadar vermiş olduğu eserlerle yine de velut bir sima olarak görüyoruz. Bu eserlerin çoğunun da sahasında ilk veya ilklerden olduğu düşünülürse onun bir aydın olarak Türk fikir ve sanat hayatına yapmış olduğu hizmet daha da iyi anlaşılır.

Edhem Pertev Paşa eski tarzdaki şiirleri hariç her birisi kendi alanında ilklerden olan diğer eserlerinin tamamını ömrünün son yedi yılı içerisinde meydana getirmiş ve bunları da kâmil derecede mesuliyet sahibi bir aydının bakış açısı ile kaleme almıştır. Onun bu tecrübe ve olgunlukla daha uzun yaşadığı takdirde çok daha başarılı eserler vereceği kuvvetle muhtemeldir.


Millileşme, Tiyatro, Mizah ve Tercümede Pertev Paşa İle İlkler...

Fakat O kısa sayılabilecek bu süreyi dolu dolu geçirmiş Türk nesrinde tiyatro dilinin (mükâlemeli lisan, muhavere tarzı, lisan-ı temaşa) temellerini atmış, Batılı anlamda ilk Türk mizahçısı olarak görülmüş, mizahi eserleriyle birlikte sofistik üslubu da kullanmış, dili “fikrin ve hissin tabii bir ifadesi hâline getiren” verimler ortaya koymuştur. Nazımda ilk tercümeleri yapanlar arasında sayılmış, bu tercümeleri yaparken yeni şekiller ortaya koymuş, Batı edebiyatından divan tarzına değil, millî edebiyata da atlayarak aynı anda daha kapsamlı bir yenilik ortaya koymuş, şiirlerinde kullandığı sade dil ve nazım şekilleriyle millîleşme (mahallîleşme) ve sade dil konusunda da edebiyatımızda öncü olan şahıslar arasında yer almıştır.

Birçok bakımdan Türk Edebiyatında ilkler arasında yer alan Edhem Pertev Paşa’nın, pek çok edebiyat tarihçisi Batılı anlamda tiyatro dilini ilk defa kullanan sanatçı olduğu hususunda birleşir. Bu eser ayrıca konuşmanın düzenli biçimde, çizgilerle imlasına riayet edilerek verilen ilk eser olmasından dolayı da önemlidir.

Değişik sahalarda ve değişik türlerde başarılı örnekler vermiş olan Edhem Pertev Paşa memuriyet hayatının yoğunluğundan, belli bir tür ve saha üzerine dikkatlerini teksif etmemiş olmasından dolayı fikir ve edebiyat dünyamızda nispeten geri planda kalmıştır. 


Sonuç ve Değerlendirme

Tanzimat Edebiyatının hazırlık süreci içiresinde değerlendirebileceğimiz Edhem Pertev Paşa, yoğun bir memuriyet hayatına, idari görevlerine ve genç denebilecek yaşta vefat etmesine rağmen edebî yeniliğimize önemli katkılarda bulunmuş, edebiyatla alakalı bir fikir ve sanat adamı bir aydın kimliğiyle dikkatimizi çeken simalardandır.

Edebiyata ve sanata daha fazla zaman ayırabilmesinden dolayı, edebî yemliğimiz içerisinde daha şümullü ve ön safta bir yere sahip olan Şinasi ile aynı devirde ve Akif Paşa’dan sonra ikinci bir sima olarak değerlendirilmektedir. Fakat Şinasi’den ve Akif Paşa’dan Batı’yı algılayışı ve yorumlayışı itibarıyla daha millî ve şuurlu bir aydın tablosu çizmekte, yaklaştığı meseleleri faydacı bir bakış açısı ile ele almaktadır.

Tanzimat devrinde, ıslahat fikrine bağlı olarak gelişen temayüllerden biri de, devlet adamları ve aydınlarda gittikçe kuvvetlenen bir memleket şuurunun uyanmasıdır. Bu tespitten hareketle Pertev Paşa’nın edebî gaye görülmeyen eserlerinde de Türk cemiyetinin içinde bulunduğu sosyal durumu aksettiren canlı teferruatların yer aldığını görüyoruz.

Milletine ve onun değerlerinin oluşmasında önemli yer tutan dinine karşı sorumlu bir aydın tablosu çizen Edhem Pertev Paşa’nın “Beka-yı Şahsi ve Nev’îye Hizmet Azam Vezaif-i İnsaniyet olduğuna Dair Makale” ItlakuT-Efkâr fı Akdi’l-Ebkâr Kırmızı Bayrak, Habname, “Medh-i Sa’y Zemm-i Batalet” gibi eserlerini hep dinî ve millî endişelerden dolayı kaleme alınmış sorumluluğun, vatan millet, insaniyet sevgisinin bir çeşit tezahürü olarak değerlendirebiliriz.

Edhem Pertev Paşa bu eserlerinde, insanın şahsına ve insanlığa hürmet göstermesi ve hizmet etmesinin gereğine, nesillerin sıhhati ve bu sıhhatin kalıcı olması için nelerin gerektiğine, aile müessesesinin, iffetin önemine, intihar, düşük ve kürtaj gibi insanlığa musallat olan zararlı bazı fiillere temas eder... İnançlara, aile ve cemiyet hayatına getirdiği zararlardan dolayı Komünüzmin, İslamiyeti ifsat edeceği düşüncesiyle Masonluğun sakıncalarım dile getiren Kırmızı Bayrak ve Habname adlı eserleriyle sezdiği, gördüğü tehlikeler sebebiyle içinde yaşadığı cemiyeti ikaz etmek lüzumunu hisseder.

Bu eserler yayınlandıkları devirlerde bazı vasıflarından dolayı ilklerden olarak görüldükleri için de önemlidirler. “Beka-yı Şahsi ve Nevî ye Hizmet Azam Vezaif-i İnsaniyet Olduğuna Dair Makale” üslup itibarıyla kendinden önceki devirlerin edebî nesrinden tamamen ayrıldığı, nesri fikir ve hissin doğrudan doğruya tabii bir ifadesi hâline getirdiği için önemlidir. Itlaku’l-Efkâr fi Akdi’l-Ebkâr’ı İbrahim Alaaddin Gövsa içtimai mahiyet taşıyan ilk eserlerimizden birisi olarak kabul eder.

Masonluğu ve Komünizmi anlatan Habname ve Kırmızı Bayrak da Tanzimat döneminde ideolojiyi değerlendiren ilk eserlerden olmaları açısından önemlidirler. Komünizmle ilgili yazılar bizde daha sonra, ikinci Meşrutiyet’ten sonra ortaya çıkacaktır. Bu bakımdan Pertev Paşa’nın bu eseri tehlikenin önceden fark edilmiş olması bakımından da özellikle dikkate değer bir eserdir.

Edhem Pertev Paşa fikrî eserleri gibi edebî eserleri ile de devrinde yenilik sahasında önemli adımlar atmıştır. Fakat o edebî yeniliğimiz içerisinde en çok Batı’dan yaptığı şiir tercümeleri ile adını duyurmuştur. Bu şiir tercümeleri hem ilk tercümelerden olmaları, hem de Türk şiirine yeni şekiller kazandırmaları açısından itibaren halk tarzı söyleyen Şairlerle beraber bulunduğundan millî söyleyişe ait unsurlara da yatkınlığı vardır. Bu itibarla onun tercümeleri Batı edebiyatından millî unsurları da ihtiva eden bir söyleyiş tarzına uzanan daha geniş kapsamlı bir atlayıştır. O Hugo’dan çevirdiği manzumeyi sekizlik bendler hâlinde çevirir, bunun yaparken de nazım şeklini nispeten millîleştirir ve koşmanın ilk iki kıtasını sürekli tekrarlamak suretiyle yeni bir söyleyiş elde eder. Bazı edebiyat tarihçileri onun bu manzumeyle Fecr-i Ati’ye, Servet-i Fünun’a kadar uzanan bir tesir yarattığını da belirtirler.

Mahmut Nedim Paşa’nın sadarete tayininde yazdığı Destan’la da o devirde yavaş yavaş tezahür etmeye başlayan millîleşme, mahallîleşme, dilde sadeleşme cerayanına örnek teşkil edecek başarılı bir eser ortaya koyar ki yayınladığı zaman Samih Rifat gibi bazı o dönemin gençleri benzerlerini meydana getirmek için gayret eder ve sade bir Türkçe ile yazılmış eserler meydana getirmek için uğraşırlar.

Onun Türk edebiyatına kazandırdığı en önemli yeniliklerden birisi de Av’avename ile olmuştur. Bu eser bizde sade dilin karşılıklı konuşmayı belli bir üslup dairesinde vermesinden dolayı tiyatro dilinin ve Batılı anlamda mizahın ilk örneklerinden sayılmıştır. Hatta çoğu edebiyat tarihçisi Av’avename’nin bizde tiyatro dilinin (Batılı anlamda) kullanırlığı ilk eser olduğu kanaatindedirler. Bu eser ayrıca konuşmanın düzenli biçimde, çizgilerle imlasına riayet edilerek verilen ilk eser olmasından dolayı da önemlidir.

Kaynak: Atatürk Üniversitesi Erzurum'un Yüzleri İbrahim Edhem Pertev Paşa, Yrd.Doç.Dr.Nazlı Rana Gürel

Zarafeti ve Huy Güzelliği ile Erzurum'da Meşhur Alim ve Şair Hazık
İlk Mevlid-i Şerif'i Yazanlardan Hak Aşığının Erzurumlu Olduğunu Biliyor Musunuz?

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.