Erzurum Kültür Yolu Festivali’nin bu yılki programı, konser takvimiyle dikkat çekerken kültürel etkinliklerin geri planda kalması nedeniyle tartışılıyor. İhlas Haber Ajansı Erzurum Haber Müdürü Nihat Kılıçoğulları, önceki yıllarda festivalin ruhunu taşıyan bazı yerel etkinliklerin bu yıl programda yer almamasına dikkat çekerek, Erzurum adına sorulması gereken soruyu açıkça ortaya koydu: Festivalin adı kültür yoluysa, bu yol şehrin kendi sesinden geçmeyecek mi?
Konserler var, peki Erzurum’un kendi sesi nerede?
Kılıçoğulları’nın değerlendirmesinde en çok öne çıkan nokta, programdaki ağırlığın konserlere kaymış olması. Oğuzhan Koç, Sefo, Resul Dindar, Sinan Akçıl, Kıraç, Buray, Alişan, Murat Boz ve Poizi gibi isimlerin yer aldığı konser takvimi elbette festivalin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilir. Ancak Erzurum gibi köklü bir kültür şehrinde mesele yalnızca sahneye çıkan popüler isimlerle sınırlı kalınca, geride önemli bir eksiklik hissediliyor.
Çünkü bu şehir, sadece kalabalık meydanlardan ibaret değil. Erzurum’un hafızasında türkü var, aşık sözü var, medrese avlularına sinmiş sohbet var, Üç Kümbetler’in taşına dokunan tarih var. Festivalin adı Kültür Yolu olunca, hemşehrilerimiz doğal olarak bu yolun Erzurum’un kendi kültür damarlarından da geçmesini bekliyor.
Önceki yılların izleri aranıyor
Kılıçoğulları, önceki yıllardaki festivallerde yer alan Üç Kümbetler’deki ezgiler, ilahiler ve sohbetlerin bu yıl programda görülmemesine özellikle dikkat çekiyor. Aynı şekilde Kale önünde kurulan Aşıklar Sahnesi’nin ve birçok kültür-sanat etkinliğinin programdan çıkarılması, festivalin yerel kimliği açısından soru işaretleri doğuruyor.
Bu eksiklik, yalnızca birkaç etkinliğin listede olup olmaması meselesi değil. Aşıklar Sahnesi denildiğinde Erzurum’un söz ustaları, halk edebiyatı ve atışma geleneği akla geliyor. Üç Kümbetler’de yapılan programlar ise bu şehrin tarihini, inancını ve hafızasını aynı zeminde buluşturan etkinliklerdi. Bunların yokluğu, festivalin adındaki kültür kelimesini daha fazla tartışılır hale getiriyor.
Yan yana bakılması gereken programlar
Nihat Kılıçoğulları’nın yazısındaki çağrı, sadece bu yılki programa bakıp geçmemek gerektiğini hatırlatıyor. 2023, 2024, 2025 ve 2026 festival programlarının yan yana konularak değerlendirilmesi, değişimin yönünü daha açık gösterebilir. Böyle bir karşılaştırma yapılmadan, festivalde gerçekten bir küçülme mi olduğu, yoksa kültürel etkinliklerden mi tasarruf edildiği sorusu cevapsız kalıyor.
Erzurumumuz için mesele, konser yapılmasına karşı çıkmak değil. Konserler gençleri meydana toplar, şehirde hareketlilik oluşturur, festival heyecanını artırır. Fakat kültür denildiğinde sadece kalabalık değil, hafıza da gerekir. Şehrin kendi sesi sahnede duyulmadığında, festivalin Erzurum’a ait tarafı zayıflar.
Festival şehre yakışan dengeyi bulmalı
Erzurum’un kültür yolunda aşıkların sözüne, yerel ezgilere, sohbet meclislerine ve tarihi mekânların ruhuna yer açmak bir lüks değil; bu festivalin şehirle bağ kurmasının en doğal yoludur. Konserlerle birlikte bu etkinliklerin de güçlü biçimde programda bulunması, hem dışarıdan gelen misafire Erzurum’u anlatır hem de burada yaşayanlara kendi değerlerinin unutulmadığını hissettirir.
Kılıçoğulları’nın yazısının sonunda hatırlattığı Erzurum sözü de tam bu noktaya oturuyor: “Ben umaram bacımdan, bacım ölir acından…” Şehir, kendi kültürünü dışarıdan beklemek yerine önce kendi evinde sahiplenmek zorunda. Kültür Yolu Festivali’nin Erzurum ayağında beklenen de budur: konseriyle kalabalık, kültürüyle derinlikli, şehrimizin ruhuyla tamamlanan bir program.



















Topluluk
Yorumlar (0)