Erzurum'da Nazar (Göz) Değmesi 'Tü, Tü, Tü... Maşallah'

İlk nazar boncuklarının Sü­merler tarafından kullanıldığı sanılmaktadır. Sümerlerden Mısırlılara geçtiği ve buradan dünyaya yayıldığı" görüşü yaygındı

Erzurum'da Nazar (Göz) Değmesi 'Tü, Tü, Tü... Maşallah'


Kırk Bir Kere Maşallah!


Kem göz inancının kökeni çok eskilere dayanır.


"İlk nazar boncuklarının Sü­merler tarafından kullanıldığı sanılmaktadır. Sümerlerden Mısırlılara geçtiği ve buradan dünyaya yayıldığı" görüşü yaygındır." Antik Roma ve Helen medeniyet­lerinde, Müslüman, Yahudi ve Budist Hindu toplumlarında da görülen bu inanış, günümüze kadar gelebilmiştir.

Arapça'da nazar, "bakış" demektir.

Kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç, kişiye, hayvana ya da başka bir nesneye bakmakla; canlı üzerinde; hastalık, sakat­lanma, ölüm, nesne üzerinde ise; kırılma, yanma gibi olumsuz etkiler meydana getirebilmektedir. Mezardakilerin üçte birinin "nazar değmesinden" öldüğü inancı halkımız arasında oldukça yaygındır. Vakitsiz ölüm veya herhangi bir zararlı olay oluştuğu zaman "nazar değdi" tabiri kullanılır.


"Nazar (göz) değmesi inancı, halkımız arasında çok eskiden beri yaygındır. Hatta insanın kendi kendisine nazarının değdiğine bile inanılır".

Daha çok çocukları etkilediği görüşü yaygındır. Bu inancın temelinde "kıskançlık ve ruhsal çekememezlik yatmaktadır". Çocukları nazardan korumak için Müslüman çev­relerde "maşallah" Batı toplumlarında ise "Tanrı kutsasın" sözü kullanılır.


Nazardan korunma yöntemleri toplumdan topluma farklılıklar gösterir.

Hindistan'ın bazı yörelerinde karşı cinsin kıyafetlerini giyme, bazı Asya topluluk­larında gözlerin etrafına siyah boya sürme, Müslüman çevrelerde ise, içerisinde ayetler yazılı olan muska taşıma bunlardandır. Bütün toplumlarda nazardan ko­runmak için kullanılan ortak yöntem mavi renkte nazar boncuğu taşınmasıdır. Mavi boncuğun gözlerden yayılan zarar verici ışınları emerek etkisiz hale getirdi­ğine inanılır.


Türk inançlarında çok önemli bir yere sahip olan nazar, kimilerine göre hura­fe olarak algılansa da halk arasında oldukça yaygındır.

Nazarlıkların gelişmiş biçimleri arasında, altından veya gümüşten yapılmış olanlarına "maşallah" denir. Bunların süs takısı olma özellikleri de vardır. Erzu­rum ve çevresinde; mavi boncuk, yedi delikli boncuk, göz boncuğu, sarı kehribar, hurma çekirdeği, üzerlik vb. malzemeden yapılan nazarlıklar oldukça yaygındır.

Eskiden, Erzurum'da bazı nazarlıklar evin giriş kapısının üstüne asılır veya eşiğe çakılırdı. At, geyik ve sığır kafası dış kapıya asılan nazarlıklardandı. Üzerlik gibi bazı nazarlıklara çeşitli şekiller verilerek ipliklere dizilip evin değişik yerlerine asıldığı da olurdu. Arapça bir kelime olan nazar, bakış demektir. Kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç, bir kişiye, bir hayvana ya da bir nesneye bakmakla; canlı üzerinde hastalık, sakatlanma, ölüm, nesne üzerinde kırılma, yanma gibi olumsuz etkiler meydana getirebilmektedir. Herhangi bir zararlı olay böyle bir sebebe yük­lendiği zaman "nazar değdi" tabiri kullanılır. Nazar (göz) değmesi inancı halkımız arasında çok eskiden beri yaygındır.

nazar


Nazarın bazı ayetlerde yer aldığı bilinmektedir. Konuyla ilgili tespit edebildi­ğimiz ayetler şunlardır:

1. Kalem suresinin 51 ve 52.ayetleri

2. Yusuf suresinin 67. ayeti

3. Ayrıca; nazar değmemesi için felâk, nas, fatiha sureleri okunur.


Nazar değmesin konusunun bazı hadislerde de yer aldığı görülmektedir. Baş­lıcalarını veriyoruz:

"Göz değmesi haktır. Eğer kaderi (delip) geçmek bir şey olsaydı, bu göz değmesi olurdu."

"Göz değmesinden Allah'a sığınırım, zira göz değmesi haktır."

"Nazar insanı kabre, deveyi kırda(kazana) sokar."

"Gözü değene abdest alması emredilir. Onun abdest suyu ile göz değmesine uğ­rayan yıkanır."


Nazara uğramaktan ileri geldiği sanılan hastalıklara karşı, Türk halkı her dönemde bazı tedbirlere başvurmuştur.

Ülkemizin pek çok yerinde olduğu gibi Erzurum'da da nazardan korunmak için bazı tedbirlere başvurulduğu görülmek­tedir. Bunlar arasında en yaygın olanlar efsun yapmak, kurşun dökmek, tütsülemek, nazarlık kullanmak gibi uygulamalardır.

Efsun, yaşlı kişiler tarafından yapılır. Kurşun dökmesi işlemi; ocaklı aileden olup bu geleneği sürdüren tecrübe sahibi kadınlar tarafından, tütsülemek; Çörek otu, üzerlik, karanfil, tuz, biber, soğan ve sarımsak kabuğu gibi maddeler yakı­larak nazar değdiğine inanılan kişi veya nesnenin üzerinden geçirilerek yapılır. Nazar(göz) değmesi tehlikesinden korunmak için ise manevî gücüne inanılan bazı maddeler kullanılır. Bunlara "nazarlık" denir.


Efsun Yapmak

Yaşlı biri, bir bıçakla hastaya okur. Bu sırada bıçak, hasta vücudunun muhtelif yerlerinde dolaştırılarak; "göz edenin gözü çıksın" denir. Son­ra bıçak mangalın külüne saplanır. Bu işlem sırasında okuyan esnerse hastaya göz değmiştir.


Kurşun Dökmek

Kurşun Ocaklı aileden olan geleneğe bağlı ve bu işte tecrübe sahibi kadınlar tarafından yapılır. Kurşun döken kadın ocaktan izin almak zorundadır. Kurşun dökülmesi sırasında hastanın başı ve vücudu bir örtü ile ör­tülür. Kepçede eritilen kurşun, içerisinde su bulunan demir tasa dökülür. Kurşun dökülen tasın suyundan hastanın vücuduna sürülür, biraz da içirilir. Arta kalanına bir ekmek doğranarak dört yol ağzında köpeklere yedirilir. Tas içindeki suya dö­külen kurşun, patlamalarla şekillenir. Patlamaların nazarı ortadan kaldıracağına inanılır. Kurşunun şekillenmesinden hastanın kimler tarafından nazarlandığı tah­min edilmeğe çalışılır. Şekillenen bu kurşun daha sonra kapı üzerine asılır.


Tütsülemek

Nazara uğramış kişileri kurtarmak için tütsüleme yapılır. Uy­gulama sırasında üzerlik, çörek otu, karanfil, tuz, biber, soğan ve sarımsak kabuğu kullanılır. Nazara uğradığına inanılan kimsenin saçından elbisesinden, evinin eşi­ğinden gizlice alınan parçalar, yukarıda sözü edilen maddelerle birlikte yakılarak tütsülenir. Tütsüleme sırasında; tütsü yapan kimse şöyle der:

Üzerliksin havasın

Her dertlere devasın

Ak göz, kara göz,

Mavi göz, yeşil göz

Hangisi nazar etmişse

Onların nazarını boz.

Elemtere fiş,

Kem gözlere şiş,

Üzerlik çatlasın

Nazar eden patlasın


Nazarlık Kullanmak

Göz değmesinin tehlikesinden korunmak için manevî gücüne inanılan maddelere "nazarlık" denir. Nazarlıkların kullanılma bi­çimleri farklı farklıdır. Bunların bir kısmı doğrudan doğruya çocuğun elbisesine, omzuna, göğsüne veya başlığına dikilmek suretiyle kullanılırken, bir kısmı da kola takılmak, boyuna veya beşiğe asılmak suretiyle kullanılır. Büyükler ise; nazarlığı görülmeyecek biçimde giysilerinin altına asarlar.

Nazarlıkların gelişmiş biçimleri arasında, altından ya da gümüşten yapılmış maşallahlar gelir. Bunların süs özelliği taşıyanları da vardır. Erzurum ve çevresin­de; mavi boncuk, yedi delikli boncuk, göz boncuğu, sarı kehribar, yılan kabuğu, hurma çekirdeği ve üzerlik gibi malzemeden yapılmış nazarlıklar oldukça yaygın­dır.Bazı nazarlıklar evin herhangi bir yerine veya kapı üstüne asılır, bazıları da eşi­ğe çakılır. "At, geyik ve sığır kafası dış kapıya asılır."197 Üzerlik gibi bazı nazarlıklara da çeşitli şekiller verilmek suretiyle, ipliklere dizilip evin muhtelif yerlerine asılır. "Türkmenler arasında kurdun her bir uzvu nazarlık olarak kullanılır."

Erzurum halkı arasında nazarın zararından korunmak için kullanılan belli başlı nazarlıklar için tıklayınız.

Kaynak: Dr. Lütfi Sezen Armağanı 279

Yorum Yazın

Yorumlar

Nazar; toplumda dedikoduyu, arkadan çekiştirmeyi(gıybeti) ve ikiyüzlü ilişkileri besleyen, insanları birbirine düşman eden, sevgi ve dostluk ilişkilerini ortadan kaldıran, insanları kendi gölgesinden bile korkutan bir anlayışı körüklemiştir. Yaşadığı çoğu sorunu nazara bağlayanların insan ilişkileri son derece yapaydır. Sevgi iddiaları, çürüktür. Saygı gösterileri yapmacıktır. Nazara bağladıkları olaylar, ya kulaktan dolmadır veya kandırmacadır, ya da malzeme olarak kullanacağı binde bir olay, inatçılığı yüzünden önüne çıkarılmış ve sapmasına bir neden bulmuştur. Zaten her türlü uydurma inanç için de kullanacağı bir malzeme ve bahane yok mudur(!)? Kur'an'da nazar, büyü ve uğur gibi gizli ve gizemli güçlere bağlı bir inanç yoktur. Her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğuna, Allah dilemedikçe kimsenin sıkıntı ve zarar veremeyeceğine: (6/17-71, 7/191-198, 10/18, 106-107, 21/66, 22/12-13, 33/17, 39/38, 46/4-5, 48/11); ve başımıza gelen sıkıntıların kendi işlediklerimizin sonucu olduğuna: (4/78-79, 42/30); dair bu ayetler incelenebilir. Nazar(bakışlardaki yıkıcılık) inancının tutarsızlığı(Şans/ büyü/ uğur/ tesadüf-rastlantı / yazgıcılık) 1. Allah, bizi hak etmediğimiz bir nedenden dolayı, sırf birisi baktı(nazar etti) diye cezalandırmaz. Cezalandırması, O'nun adalet anlayışına ters düşer: (11/101, 16/118, 43/76); 2. İnsanın başına gelenler, kişinin kendi yapıp ettiklerindendir: (42/30, 4/79); 3. Birisine(bir çocuğa) veya bir eşyaya sevgiyle baktık diye onun başına gelenlerden biz sorumlu tutulamayız: (52/21, 74/38); 4. Birisine(bir çocuğa) veya bir eşyaya sevgiyle bakmak kınanmamıştır: (3/14); 5. Allah isteyip uygun görmedikçe kimsenin sıkıntı ve zarar veremez: (6/17-71, 7/191-198, 10/18, 106-107, 21/66, 22/12-13, 33/17, 39/38, 46/4-5, 48/11); 6. Kötülüğü ve zararı başkasından bilmek Kur'an'ın öğretisine aykırıdır: (4/78-79); 7. Kur'an'da nazara(bakışlardaki yıkıcılık) olur veren bir ifade ve nesnel(somut) olarak kanıtlanmış bilimsel bir bulgu yoktur. 68/51 'de, Tanrı karşıtlarının vahiy elçisi Muhammed 'e olan öfkelerini ve onu doğru yoldan kaydırma isteklerini anlatmaktadır. Nitekim benzer ifadeler başka ayetlerde de vardır: (17/73-76); 8. Nazara(bakışlardaki yıkıcılığa) inanmak; sorumsuzluklarımızı, başarısızlıklarımızı, eksikliklerimizi, hatalarımızı, kusurlarımızı başkalarına yüklemektir. 9. Nazara(bakışlardaki yıkıcılığa) inanmak; toplum içinde insanları birbirine düşürmek, dedikodu ve bölücülük yapmak, dertlerimiz, sorunlarımız, sıkıntılarımızın kaynağını yanlış yerde aramak ve böylece sorunları katlanarak sürmesine neden olmaktır. 10. Milyonda bir olasılığın gerçekleşmesi, bizim kaderimizde yazılı olması, tesadüf, rastlantı veya şansla değil, dürüstlüğümüz, emek ve çabamızladır. ÖSS sınavı gibi...