Gençlerin Dine Bakışı! Atatürk Üniversitesi ve ODTÜ Öğrencileri Cevapladı

Atatürk Üniversitesi ve ODTÜ de Öğrenciler İle Din, Değerler, Yaşam Biçimi, Aile Yapısı Ve Toplumsal Cinsiyet Konuları Üzerinde Anket Çalışması

Gençlerin Dine Bakışı! Atatürk Üniversitesi ve ODTÜ Öğrencileri Cevapladı

Atatürk Üniversitesi ve ODTÜ de Öğrenciler İle Din, Değerler, Yaşam Biçimi, Aile Yapısı Ve Toplumsal Cinsiyet Konuları Üzerinde Anket Çalışması

Her şeyden önce tüm öğrencilerin gerek bize karşı gerekse sorulara verdiği cevaplar bakımından aşırı politize olduğunu söylemek gerekiyor. Politize olmak kısaca her söyleneni, sorulanı, konuşulanı siyasi bir söylem olarak anlamak veya siyasal biçimde yanıtlamak anlamındadır. Örneğin: çalışmamızda din ve ahlak ile ilgili sorular için Atatürk Üniversitesinde okuyan arkadaşlar bizi komünist, dinsiz, anarşist gibi niteliklere sahip olduğumuzu ve kendilerini bağnaz olarak tanımlayacağımızı ifade ettiler. ODTÜ de ise öğrenciler bize iktidar için çalıştığımızı, üniversite yönetimi tarafından öğrencileri fişleme amaçlı bu çalışmayı yaptığımız düşüncesi ile yaklaştılar. İnsanlar birbirine karşı oldukça güvensiz ve art niyetli görünüyor. Bu noktada siyasetin toplumsallaşması, toplumun her alanına yayılması insani ilişkileri zedelediği önemli bir sebeptir. Durum gösteriyor ki hangi ideoloji ve politik yapıda olursa olsun "fanatizm ve cahillik sürekli açtır." İnsanları geriye götürür.

Destekleyici diğer bir ifade de öğrencilerin eş, dost arkadaş seçiminde bile ortak politik düşüncenin olmasını öne çekmektedir. Klişe ancak anlamlı bulduğumuz, farklı görüşlere saygılı olma durumunun toplumsal görünümünün olmadığı ortaya çıkmaktadır.

3 Kişiden Biri Dini, İnançtan Ziyade Bir Kültür Olarak Değerlendirmektedir

Bu oran şunu gösteriyor: 3 kişiden biri, insanların kıldığı namaz, tuttuğu oruç, inandığı Allah'ı sadece alışkanlıklardan ibarettir. Öğrencilerin bu ifadesi toplumda dinin ve dini değerlerin ne biçimde kullanıldığı ile doğrudan ilgilidir. Dinin siyaset, ticaret, medya vb tüm alanlarda istismar edilmesi öğrencilerin dine ve dindarlara olan algısını olumsuz etkilemektedir. Kısaca öğrenci arkadaşlarımızın üçte biri Müslümanların ne olduğu gibi göründüklerini ne de göründükleri gibi olduklarını ifade ediyorlar. Haksız da sayılmazlar...

Sanırım din, dindar insan inandığı her ne ise eğer doğru olduğunu iddia ediyorsa bunu kendi yaşamına uygulamalıdır. Eğer çevrenizde bu uygulama fark edilir ve bir anlam kazanırsa sizin inandığınız değerlerde anlamlı olur. Bu sadece din için değil ideolojiler için de geçerlidir. Dindar kimliğe sahip birisi hırsızlık ederse bu suç dine mal edilir. Ya da öncü bir milliyetçi kişisel çıkarlarını milletin ve milliyetin önüne koyarsa onun milli duruşu etki ve ilgi yaratmaz. Gözde bir solcu hak yerse kimseyi sol düşüncenin emeği kutsadığına inandıramaz.

4 Kişiden Biri Dindar Birine Güvenemeyeceğini Söylüyor

Dikkat edin: Zamanında insanların dindar olması güvenilir olmaları için bir sebepken bugün insanların güvenmemesi için bir sebebe dönüşmüş durumda. Din, dindardık ve dini hükümlere dair algı yerle bir olmuş vaziyette görünüyor. Kanaatimce şöyle bir açıklama bu sorunu açıklama konusunda anlamlı olacaktır: ODTÜ'de her iki kişiden biri Müslüman, yani öğrencilerin yarısı ya deist ya ateist ya da agnostik. Ama o üniversitenin kütüphanesinde fosforlu kalem ile altını çize çize Kuran okuyan birine rastladım. Anlamak, eleştirmek, sorgulamak ne derseniz artık. Ama burada süslü kutulardan çıkarılmaz, çocuklara yırtmasın diye verilmez, camide ön safta oturan çocuğun ensesine vurularak arkaya gönderilir... Algılar gelenekseldir, küçük detaylar birike birike yaşam biçimi haline gelir...

Ayrıca saha çalışmaları ve verilerin analizinde Sosyoloji bölümü öğrencilerinden Tuğçe Demirbulat, Sıdıka Kocabey ve Miraç Kır arkadaşlarımız çalışmada yer aldılar. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Hazırlayanlar Sait Yıldırım ve Aydın Perktaş

Yorum Yazın