Sanamerli Hacı Ahmet Baba Ve Balkan Savaşı

Hacı Ahmet Baba Balkan Savaşına manen katılmıştır. Trakya'nın Akdağ mevkiinde Yunanlarla çarpışan Osmanlı askerlerini görür.

Sanamerli Hacı Ahmet Baba Ve Balkan Savaşı


Hacı Ahmet Baba Balkan Savaşına manen katılmıştır.

Trakya'nın Akdağ mevkiinde Yunanlarla çarpışan Osmanlı askerlerini görür. Osmanlı askerleri çember içerisinde kalmış, müthiş bir şekilde top, gülle ve mermi yağmaktadır.

Görünüşte kurtuluş ümidi yok gibidir. Tam o sırada orta boylu siyah sarıklı yeşil cübbeli bir zat çıkar ve atılan topları, gülleleri tutar ve Akdağ'ın eteğine yığar. Cübbesini çıkararak ardı sıra sürükler ve "cübbemin süründüğü izleri takip edin" diyerek çember içinde kalan askerleri kurtarır. O savaşta bulunan bir komutan "kul sıkışmamış Hızır yetişmez" vecizesi mucibince hayretler içerisinde kalmıştır.

Yüce Allah Bedir savaşında müminleri gökten indirdiği melek orduları ile zafere ulaştırdığı gibi Balkan Savaşında da Osmanlı Ordularımızı evliyası Hacı Ahmet Baba ile çemberden kurtarmıştır.

Bu savaşta görev alan ve daha sonra albay rütbesi ile Doğu Anadolu ya tayin olan komutan Sanamer köyüne gelir. Burhan Sanameroğlu'na misafir olur. Akşam yemeğini sonra ceketini alan komutanın yanından ayrılır. Komutan merak eder.

Hane sahibi Köyümüzde Hacı Ahmet Baba isimli bir zat var, Cuma akşamları onun dergâhında toplanıyoruz. Sohbetler dinliyor ve zikir yapıyoruz der. Komutan da hane sahibi ile birlikte dergâha gider. Hacı Ahmet Baba'yı görünce şaşırır. Zikir biter çay ikram edilir. Ancak komutan merak içerisindedir. Acaba Edirne'nin Akdağ cephesinde ki gülleleri tutan zat bu zat mı? Yoksa sadece bir benzerlik mi söz konusu.

Herkes dağılmış, sadece oğlu ile albay dergâhta kalmışlardır. Hacı Ahmet Baba oğlum sen git komutanın benimle biraz işi var der. Oğluda gider. Hacı Ahmet Baba komutan ile yalnız kalınca dergahın kapısını kitler.. Allah Dostu Hacı Ahmet Baba, albayın niyetini anladığı için, Erzurum ve havalisinde kimseye anlatılmaması kaydıyla yaşananları komutana şöyle anlatır:

"Dergâhta dersimi çekerken Allah tarafından Balkan savaşındaki ordumuzun durumunu manen gördüm. Allah'a yalvardım dedim ki; Yüce Rabbim kuvvet kudret senindir. Destur ver ben günahkârında bu ordumuza bir faydası olsun. Allah nasip etti orada bulundum. Evet, atılan gülle ve topları tutup Akdağ'ın eteğine yığan ben günahkârdım."

Yorum Yazın